Bolu (Merkez) — “...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “Yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı?
Üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]
Yunanistan'ın ve Balkanların en önemli kültür etkinliklerinden biri olan 67. Selanik Film Festivali 5 Kasım'da başladı.
Açılış filmi olarak yapımcılarından biri Yusuf Aslanyürek olan, Andrey Zvyagintsev imzalı Minotaur gösterildi. 15 Kasım'a dek sürecek olan festivalin 258 filmden oluşan programında Emin Alper retrospektifi, Balkan Korku Sineması seçkisinde Melodi Tözüm imzalı Üç Harfliler: Nazar ve Fatih Akın'ın San Sebastian Film Festivali açılışında gösterilen yeni filmi Geister (Hayaletler) de yer alıyor.
Selanik'in nüfusu bir milyonun biraz üstünde olmasına rağmen bu tarihi şehir, nüfusu 20 milyona koşan İstanbul'unkinden daha aktif, film kültürü daha yüksek bir sinemasever kitlesine sahip. Bu sayede Selanik Film Festivali'nde çok geniş bir yelpazeye yayılan bir program yapmak mümkün.
Bu yılki festival de yıllar içinde çoğalan yarışmaları ve toplu gösterileriyle başdöndürücü bir nitelik taşıyor.
Kabuslar ve Western arasında Emin Alper retrospektifi
Berlin, Venedik ve Cannes film festivallerine seçilen, dünya çapında ve Türkiye içinde önemli ödüller kazanan beş filminden oluşan retrospektif, Emin Alper sinemasının topluca değerlendirilmesi için uygun bir fırsat oluşturacak. Tepenin Ardı (2012), Abluka (2015), Kız Kardeşler (2019), Kurak Günler (2022) ve Kurtuluş (2026)
Emin Alper'in mekanla kurduğu ilişki itibariyle Western, kabuslar, halüsinasyonlar ve hezeyanları kullanma biçimiyle psikolojik gerilim türlerine dahil edilebilen filmlerinin altmetinleri sağlam bir sosyo-politik zemine oturuyor. Bu yılki Berlin Film Festivali'nde Gümüş Ayı kazanan Kurtuluş'un Yunanistan prömiyerinin yapılacağı festivalde Emin Alper filmlerinin gösterimlerine katılıp izleyicilerin sorularını yanıtlayacak.
Korku sinemasının slasher, splatter / gore, body horror ve zombi gibi alttürlerinin Balkanların her yanından fırladığı sekiz filmlik bir toplu gösteri var Selanik programında: Balkan Horror. Festivalin geleneksel bölümlerinden Balkan Survey, yarışmalı Meet the Neighbours'a dönüştü ve onun içinden de Survey Expanded çıktı.
Bu kapsamda yapılan Balkan korku filmleri seçkisinin malzemesi bol. Tarihte daha çok Kont Drakula ve vampirlerle anılsa da çağdaş filmler daha çok kanlı sahneler, hayaletler, aile sırları ve kuşaklararası travmalarla ilgili.Ancak folklorik öğeler de varlığını hissettiriyor… Türkiye'de artık başlıbaşına bir endüstri haline gelen korku sinemasından İslam inancında yeri olan cinler ve halk arasında yaygın bir inanış olan nazar kavramını bir arada kullanan bir filmin seçkiye girmiş olması şaşırtıcı değil.
Çocuk yaşta babası İrfan Tözüm'ün filmlerinde rol alan Melodi Tözüm'ün yönetmen koltuğuna oturduğu ilk uzun metrajlı film Üç Harfliler: Nazar torunu olsun diye cinlerle anlaşma yapan bir kadının torununu kaybettikten sonra ona tecavüz edip öldürenlerden intikam almak için cinleri kullanmasını konu alıyor. Birçok eleştirmen tarafından kadın bakış açısına sahip olduğu ve türe yeni bir yaklaşım getirdiği için takdir edilen bir film oldu, Türkiye'de
Görsel Haz ve Anlatı Sineması başlıklı makalesi feminist film teorisinin anayasası haline gelen Laura Mulvey Selanik'te!
British Film Institute Dijital Yapım Editörü Georgia Korosi'nin küratörlüğünü yaptığı Spotlight: Laura Mulvey bölümü öncü akademisyen ve kuramcının filmlerinden ve 12 Kasım'da Bakışın Politikası başlıklı ustalık dersinden oluşuyor. Görsel haz ve eril bakış kavramlarını bir kez daha anlatacak olan Mulvey, dijital sinemanın toplumsal cinsiyet ile güç yapılarını nasıl şekillendirdiğini nasıl şekillendirdiğini de tartışmaya açacak.
Mulvey'in Peter Wollen ile birlikte yönettiği Riddles of the Sphinx (1977) 1970'ler Britanya'sında yapılan en önemli avangart filmlerden biri. 360 derecelik panoramik kamera hareketleri kullanarak kadının temsiliyetini, anneliğin sosyo-ekonomik yerini ve anne-kız ilişkilerini analiz eder.
Mulvey'in pilot Amy Johnson'ın Avustralya'ya tek başına uçmasının 50. Yıl dönümü için yine Wollen iş birliğiyle çektiği AMY! (1980); tarihi belgeleri, metaforları ve avangart teknikleri birleştirerek "Kahraman" kavramını yapısöküme uğratıyor.
67. Selanik Film Festivali küratörlüğünü Oliver Laxe'ın üstlendiği on yedi filmden oluşan “Çöle Hoşgeldiniz / Welcome To The Desert” başlıklı toplu bir toplu gösteri yapıyor. Seçkide Antonioni'nin Zabriskie Noktası'ndan, Bunuel'in Çölün Simonu'ndan, Tarkvosky'nin Stalker'ından Claire Denis'nin İyi İş'ine birçok klasik bulunuyor.
Oliver Laxe, günümüz sinemasının en özgün genç sinemacılarından biri olarak çok geniş bir kültürel yelpazede sevilen bir isim. Çöle Hoşgeldiniz toplu gösterisinde Fas çöllerini mekan alan iki filmi Mimozalar / Mimosas ve Sırat da yer alacak.
2016 yılında Cannes Film Festivali Eleştirmenlerin Haftası Büyük Ödülü'nü kazandıktan sonra birçok festivale seçilen ve ödül listesi kabaran Mimosas ölmek üzere bir şeyhin Atlas Dağlarına yolculuğunu konu alır. Laxe'ın Sufi inancını yansıtan bu filmden sonra Fas'a döndüğü Sırat ise geçen yılın hem fiilen hem sembolik olarak en çok ses getiren filmi oldu.
Cannes Film Festivali'nde Resmi Seçki'de Jüri Özel Ödülü'nü kazanan, Uluslararası Oscar'a aday gösterilen ve toplamda 50'den fazla ödül toplayan bu film çölde rave sahneleriyle belleklere kazındı.
Laxe'ın Madrid'deki Reina Sofia Müzesi'nin yapımcılığında hazırladığı multimedya enstalasyonu Selanik Deneysel Sanat Merkezi MOMus'ta izleniyor. Göreve geldiğinden beri festivalin diğer sanat disiplinleriyle ilişkisini geliştiren, festivali sergiler, enstalasyonlar ve performanslarla katmanlandıran direktörü Orestis Andreadakis da bu toplu gösteriyi tamamlayan bir serginin küratörlüğünü yaptı.
Laxe'ın seçtiği filmlerle sinema salonları birçok farklı çöl coğrafyasının projeksiyonuyla ısınırken, festivalin düzenlendiği Selanik Limanı'nın bir kısmı bu sergi için çöl manzarasına dönüştürüldü.
Laxe, 9 Kasım'da festivalin Program Direktörü Yorgos Krassakopoulos moderatörlüğünde Bir Yön(etmenlik) Duygusu / A Sense of Direction başlıklı bir söyleşide manzaralar, mekanlar, insanlar ve karşılaşmalardan beslenen yaratıcılık sürecine odaklanacak.
Selanik Film Festivali bu yıl ülke sinemasında kendine özgü bir yer edinen Nikos Grammatikos'u Altın İskender ile onurlandırıyor. Grammatikos 1991 yapımı ilk filmi U Dönüşü / Kleisti Strofi ile Selanik'te En İyi Yeni Yönetmen Ödülü kazandı ve İstanbul Film Festivali'ne konuk oldu.
Yalnız bir otomobil hırsızının çekici bir kadınla tanışmasıyla gelişen olayları konu alan bir kara film olarak beğeni topladı. Beş yıl sonra yaptığı Okuldan Kaçanlar / Pontes, Selanik Film Festivali'nin Yunan Filmleri Yarışması'nda En İyi Film, Yönetmen ve Senaryo ödüllerinin yanı sıra Yunanistan film eleştirmenlerinin örgütü PEKK'in ödülünü de kazandı.
15. İstanbul Film Festivali'nde de gösterilen Okuldan Kaçanlar, yönetmenin memleketi Salamis'te geçen bir öykü anlatır. 1987 Avrupa Basketbol Şampiyonası ile 1994 Dünya Kupası arasındaki yedi yıllık süreçte, Salamisli altı çocukluk arkadaşının zaman içinde yaşadığı kopuşları, kişisel değişimleri, ideolojik farklılıkları, hayata tutunma çabalarını ve yavaşça sönen dostluklarını konu alır.
2002 yılında Selanik'te üçüncülükle yetinen ancak Kahire Film Festivali'nde Altın Piramit kazanan Kral / O Vasilias, başrol oyuncusu Vangelis Mourikis'in performansına yüklenen ilginç bir taşra bağnazlığı filmi. Hapisten çıktıktan sonra ailesinin köy evine dönen, burada uyuşturucu bağımlılılığından tamamen kurtulmayı hedefleyen Vangelis, bir yandan peşini bırakmayan geçmişiyle bir yandan ona karşı önyargılı olan köylülerle mücadele eder… Grammatikos, bir sonraki filmi Uykusuzluk / Agrypnia'da başrolü Mourikis'e verdi.
Grammatikos'un 2014 yapımı Mideia, kreisson ton emon voulevmaton (Medea, öfkem aklımdan daha güçlü) belgeseli deneysel yapıda bir çalışma: Bir yanıyla film içinde film, bir yanıyla eser üstüne bir anket, bir yanıyla da akademik bir tartışma platformu. Euripides'in Medea tragedyasının uyarlanma süreci ve nasıl uyarlanması gerektiği üzerine, oyuncu arayışlarına da odaklanan hibrid bir belgesel.
Terk edilen görme engelli bir çocuğa odaklanan Gece Çiçekleri / Nyhtoloulouda ise naif ve hümanist yaklaşımıyla epey ödül toplamış bir belgeseli.
Festivalin başka birçok yarışması ve bölümü var, ne izlemeye ne yazmaya vakit yeter… Git gide büyüyen ve çeşitlenen programı fiziksel olarak baş döndürüyor.
Bölgemiz için çok güzel bir haber, yetkililerin ellerine sağlık.